Bir anne, babaya çocuğunu sorsanız, size en sevdiği yemeği, okulunu, yaşını, boyunu ve hatta hangi derslerde başarılı olduğunu rahatlıkla anlatabilir. Peki aynı anne-babaya şu soruyu sorsak: “Çocuğunuzun en büyük korkusu nedir?” veya “Son zamanlarda onu en çok üzen şey nedir?” Kaçımız net bir cevap verebiliriz?
Günümüzde aileler çocukları için büyük fedakârlıklar yapıyor. Daha iyi eğitim alsınlar, daha iyi şartlarda yaşasınlar diye çalışıyor, emek veriyorlar. Ancak bazen tüm bu koşuşturma içerisinde çocuklarımızın iç dünyasını tanımayı ihmal ediyoruz.
Yıllardır sporun içinde, yüzlerce çocuk ve gençle çalışma fırsatı buldum. Birçok zaman antrenman sırasında çocukların anlatamadıklarını davranışlarında gördüm. Sessiz kalan bir çocuğun aslında yalnız hissettiğine, agresif görünen bir gencin aslında anlaşılmak istediğine defalarca şahit oldum.
Ne yazık ki bazı aileler çocuklarının odasını biliyor ama hayallerini bilmiyor. Telefonunu kontrol ediyor ama duygularını dinlemiyor. Notlarını takip ediyor ama arkadaş çevresini ve yaşadığı iç çatışmaları fark etmiyor.
Bugünün gençleri farklı bir dünyanın içinde büyüyor. Sosyal medya, dijital ortamlar ve sürekli değişen yaşam şartları onların karşılaştığı sorunları geçmiş nesillerden çok farklı hale getiriyor. Anne-babalar kendi gençlik dönemlerini örnek alarak çocuklarını anlamaya çalıştığında ise kuşak çatışmaları ortaya çıkıyor.
Oysa çocuklarımızın bizden en çok istediği şey mükemmel ebeveynler değil, onları anlamaya çalışan ebeveynlerdir. Bazen bir nasihatten çok bir sohbet, bir eleştiriden çok bir dinleyiş, uzun konuşmalardan çok samimi bir ilgi daha etkili olabilir.
Spor salonumuzda çocukların özgüven kazandığını, kendilerini ifade etmeyi öğrendiğini ve disiplinli bireyler olarak geliştiğini görüyoruz. Ancak şunu da biliyoruz ki bir çocuğun en büyük destekçisi ailesidir. Antrenörler yol gösterir, öğretmenler eğitim verir; fakat çocuğun karakterinin temelini aile oluşturur.
Belki de bugün hepimizin kendimize şu soruyu sorması gerekiyor: Çocuğumun başarılarını biliyorum, peki onu gerçekten tanıyor muyum?
Çünkü geleceğimizi şekillendirecek olan çocuklarımızın sadece ne yaptıklarını değil, ne hissettiklerini de bilmek zorundayız.
