Bugün siyasetin en büyük sorunlarından biri artık sadece yalan haber değil; yarım gerçeklerle algı oluşturmak, insanları hedef göstermek ve bunu siyasi malzeme haline getirmek.

Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız üzerinden yaşanan “alkol şişesi” tartışması da bunun son örneklerinden biri.

Önce tek bir görüntü dolaşıma sokuluyor. Görüntüde başkanın elindeki nesnenin ne olduğu net değil. Buna rağmen “Başkan Yıldız çocukların yanında alkol içti” şeklinde haberler ve paylaşımlar hızla yayılıyor. İddiaların siyasi olarak karşıt çevrelerden yerel basına servis edildiği yönündeki tartışmalar da işin içine giriyor.

Sonra farklı açılardan çekilmiş görüntüler ortaya çıkıyor.

Ve o çok konuşulan “alkol şişesinin” aslında Stanley marka bir termos olduğu anlaşılıyor.

Üstelik olaydan birkaç dakika önce aynı termosun Yıldız’ın önündeki masada bulunduğunu gösteren görüntüler de ortaya çıkıyor.

İşte tam burada durup sormak gerekiyor:

Gerçek ortaya çıktıktan sonra ne oldu?

İlk iddia hızla yayıldı. İzlenmeler alındı, yorumlar yapıldı, siyasi tartışma büyüdü. Peki ilk haberi yapanlar, yeni görüntüleri aynı hızla yayınladı mı? Yanlış anlaşılmayı düzeltti mi?

Maalesef çoğu zaman bunu göremiyoruz.

Çünkü günümüzün “kirli siyaseti” tam da böyle çalışıyor.

Önce bir görüntü bulunuyor. Sonra görüntü, siyasi amaca uygun bir başlıkla servis ediliyor. İnsanların öfkesine dokunuluyor. Sosyal medyada yayılması sağlanıyor. Gerçek ortaya çıktığında ise iş işten geçmiş oluyor.

Çamur atılıyor, izi kalıyor.

Bu gazetecilik değil.

Bir siyasetçiyi eleştirebilirsiniz. Abdurrahman Yıldız’ı da eleştirebilirsiniz, başka bir belediye başkanını da. Siyasi görüşünüzün karşısında duran bir ismi de eleştirebilirsiniz.

Ama gazetecilik, karşıt olduğunuz siyasetçiyi zor durumda bırakacak görüntüyü bulup doğrulamadan yayınlamak değildir.

Hele ki yanlış olduğu ortaya çıktıktan sonra sessiz kalmak hiç değildir.

Çünkü burada yalnızca bir belediye başkanının itibarı tartışılmıyor. Yerel basının güvenilirliği de tartışılıyor.

Siyasette rakibine üstün gelmenin yolu, gerçeği eğip bükmek olmamalı.

Bir siyasetçiyi sandıkta yenemiyorsanız onu algıyla yıpratmaya çalışmak, siyasetin değil, kirli siyasetin yöntemidir.

Bugün bir termos alkol şişesi olarak gösterilir, yarın başka bir görüntü başka bir siyasi hesabın parçası yapılır.

Ve toplum, gerçeği değil ilk duyduğu iddiayı hatırlar.

İşte dezenformasyonun en tehlikeli tarafı da budur.

İlk yalanın hızı, sonradan gelen gerçeğin hızından her zaman daha fazladır.

Bu nedenle mesele yalnızca Abdurrahman Yıldız meselesi değildir.

Mesele; siyasetin, gazeteciliğin ve sosyal medyanın nereye savrulduğudur.

Eleştiri elbette olacak. Siyaset elbette sert olacak. Ama haberin doğrusu da yanlışı da aynı cesaretle paylaşılacak.

Çünkü gazetecilikte ilk olmak önemlidir ama doğru olmak daha önemlidir.

Çağımızın hastalığı dezenformasyon.

İlacı ise çok basit:

Daha az algı, daha çok doğrulama.

Daha az kirli siyaset, daha çok gerçek.

Daha az “çamur at izi kalsın”, daha çok gazetecilik.