Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilerek 7589 sayılı Kanun numarasını aldı. Ancak 18 Temmuz 2026 itibarıyla Resmî Gazete’de yayımlanmadı. Bu nedenle Meclis aşaması tamamlanmış olmakla birlikte hükümleri henüz uygulanmaya başlamadı.
Kabul edilen metnin büyük bölümü yayımlandığı gün yürürlüğe girecek. Vesayet mallarının elektronik ortamda satışı ile uzaktan duruşmada imzaya ilişkin hükümler için ise yayım tarihinden itibaren üç aylık bir hazırlık süresi öngörülüyor. Böylece mahkemelere ve ilgili kurumlara teknik uyum için zaman tanınıyor.
Paketin kamuoyunda en fazla ilgi gören kısmı ceza hukukuna ilişkin. Bununla birlikte düzenleme; genel af, toplu salıverme veya mükerrirlere yönelik genel bir infaz indirimi getirmiyor. Tutuklama, adlî kontrol ve özel infaz usullerinde de değişiklik yapılmıyor. İnfaz aşamasındaki bazı dolandırıcılık dosyaları için tanınan etkin pişmanlık imkânı ise belirli koşullara bağlı, sınırlı bir geçiş hükmü niteliğinde.
Paketin ceza hukukundaki en dikkat çekici düzenlemesi, kamuoyunda “IBAN veya hesap kiralama” diye bilinen olaylarla ilgili. Hesabını ya da kartını, dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek ve kendisine veya bir başkasına çıkar sağlamak amacıyla veren kişinin suça katkısı yalnızca bununla sınırlıysa cezası yarı oranında indirilecek. Fakat mağdurla konuşmuş, parayı çekmiş, başka hesaplara aktarmış veya dolandırıcılığın yürütülmesine katılmışsa bu indirimden yararlanamayacak. Hesabının suçta kullanılacağını gerçekten bilmeyen kişi bakımından ise mesele ceza indirimi değil, suç kastının bulunup bulunmadığı olacak. Kısacası her hesabını kullandıran aynı biçimde cezalandırılmayacak; kişinin neyi bildiğine ve suça ne ölçüde katıldığına bakılacak.
Yeni kural yalnız bundan sonra açılacak davalar için geçerli olmayacak. Devam eden dosyalarda sanığın lehine uygulanacak; istinaf ve Yargıtay aşamasındaki uygun dosyalar yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilecek. Cezası kesinleşmiş kişiler de şartları taşıyorsa cezalarının yeni kurala göre yeniden hesaplanmasını isteyebilecek.
Kesinleşmiş dosyalarda ayrıca mağdurun zararını giderenlere özel bir imkân tanınıyor. Daha önce etkin pişmanlıktan yararlanmamış hükümlü, mahkemenin bildiriminden başlayarak altı ay içinde zararın tamamını öderse ek ceza indiriminden faydalanabilecek. Ancak ödeme tamamlanıncaya kadar infaz durmayacak. Buradaki ödeme şartı, hesabını kullandıranlara getirilen yarı indirimin değil, buna ek olarak tanınan etkin pişmanlık imkânının koşulu olacak.
Genetik veriler konusunda da daha belirli bir sistem kuruluyor. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması veya itirazın reddedilmesi ile beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde veriler derhâl yok edilecek. Diğer durumlarda ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıllık saklama süresi uygulanacak. Kişi, saklama amacı ortadan kalktığında veya haklı bir neden bulunduğunda verilerinin daha önce silinmesini isteyebilecek.
Genetik veri, sıradan bir kimlik kaydından daha derin ve kalıcı bilgiler içerir. Saklama süresi ile silme yolunun kanunda gösterilmesi önemli bir güvence olmakla birlikte, yirmi yıllık sürenin her olayda ölçülü olup olmadığı ayrıca değerlendirilmeye açıktır. AİHM de S. ve Marper kararında DNA profilleri ile biyolojik örneklerin süresiz ve ayrım gözetilmeksizin saklanmasını özel hayata saygı hakkına aykırı bulmuştur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunda yapılan değişiklik, kötü muamele suçları bakımından ayrı bir sınır getiriyor. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB uygulanmayacak. Böylece kötü muamele iddialarında etkili ve caydırıcı yaptırım yükümlülüğünün güçlendirilmesi amaçlanıyor. Hükmün sağlayacağı koruma, mahkemelerin kötü muamele kavramını Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadıyla uyumlu biçimde yorumlamasına bağlı olacak.
Hukuk yargılamasında öne çıkan değişiklik, belirsiz alacak davasının kaldırılması. Yeni sistemde davacı, kısmî davada talebini tahkikat sona erinceye kadar bir kez artırabilecek; artırılan bölüm bakımından zamanaşımı da ilk dava tarihinde kesilmiş sayılacak. Yürürlükten önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski hükümlere göre sonuçlandırılacak.
Bu tercih, dava türü tartışmalarından doğan hak kayıplarını azaltabilir. Bununla birlikte işçilik alacağı, bedensel zarar ve karmaşık ticarî hesaplar gibi miktarın bilirkişi incelemesiyle belirlenebildiği dosyalarda tek seferlik artırımın yeterli olup olmayacağı önemini koruyor. Bilirkişi raporunun geç tamamlandığı veya ek raporla değiştiği durumlarda, hak arama özgürlüğünü gözeten bir uygulamaya ihtiyaç duyulacak.
Kanunî faiz sisteminde de ekonomik koşullara daha duyarlı bir yöntem benimseniyor. Faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’ine bağlanıyor. Oran, 30 Haziran günü önceki yıl sonundaki orandan en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında yeni oran esas alınacak. Böylece sabit faiz yerine ekonomik gelişmeleri izleyebilen bir yapı kurulmak isteniyor. Uzun süren yargılamalarda alacağın gerçek değerinin ne ölçüde korunacağı ise mülkiyet hakkı bakımından önem taşımayı sürdürecek.
Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşmaması, yargılamanın makul sürede tamamlanması bakımından olumlu bir adım. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu durumlarda hâkim, gerekçesini açıklayarak daha uzun bir süre belirleyebilecek. Yine de yargının hızlanması yalnızca takvimle sağlanamaz; mahkemelerin iş yükü, personel imkânları, bilirkişilik ve tebligat süreçleri de bu hedefin ayrılmaz parçalarıdır.
Uzaktan duruşmalarda elle atılan imzaya ilişkin hükümler kural olarak uygulanmayacak. Ancak ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh gibi önemli usul işlemleri bu kolaylığın dışında tutulacak. Böylece teknolojinin sağladığı imkânlardan yararlanılırken taraf iradesinin güvenilir biçimde belirlenmesine yönelik güvenceler korunacak.
7589 sayılı Kanun, yargının farklı alanlarında biriken sorunlara çözüm getirmeyi amaçlıyor. Düzenlemenin uygulamadaki sonuçlarını ise zaman gösterecek
