Savunma sporları denildiğinde birçok insanın aklına ilk olarak kavga, saldırganlık ve şiddet gelir. Oysa bu düşünce, yıllardır toplumda oluşmuş en büyük yanlış algılardan biridir. Çünkü savunma sporlarının temel amacı insanlara kavga etmeyi öğretmek değil, tam aksine kendini kontrol etmeyi, disiplinli olmayı ve gerektiğinde kendini koruyabilmeyi öğretmektir.
Bir boksör, kickboksçu ya da muay thai sporcusu ringe çıktığında sadece rakibiyle değil, aynı zamanda kendi korkuları, öfkesi ve sınırlarıyla da mücadele eder. Bu sporlar bireye sabretmeyi, kurallara uymayı ve saygıyı öğretir. Antrenman salonlarında ilk verilen derslerden biri, öğrenilen tekniklerin günlük hayatta kullanılmaması gerektiğidir.
Araştırmalar da düzenli spor yapan bireylerin stres seviyelerinin düştüğünü, özgüvenlerinin arttığını ve öfke kontrolünün daha güçlü olduğunu göstermektedir. Özellikle çocuklar ve gençler için savunma sporları; disiplin, sorumluluk, özgüven ve sosyal gelişim açısından önemli katkılar sağlar.
Elbette her bilgi yanlış ellerde kötü amaçlarla kullanılabilir. Ancak bu durum savunma sporlarının değil, bireyin tercihinin sonucudur. Aynı şekilde bir kalemle kitap da yazılabilir, zarar da verilebilir. Önemli olan aracın kendisi değil, onu kullanan kişinin niyetidir.
Bugün birçok aile çocuklarını savunma sporlarına yönlendirirken sadece fiziksel gelişimlerini değil, karakter gelişimlerini de düşünmektedir. Çünkü özgüveni yüksek, kendini savunabileceğini bilen bireyler çoğu zaman kavgadan uzak durmayı tercih eder. Kendine güvenen insanın kendini ispat etme ihtiyacı yoktur.
Savunma sporları şiddeti artırmaz; aksine kontrol etmeyi öğretir. Bu sporlar bireyleri daha güçlü, daha disiplinli ve daha bilinçli hale getirir. Toplum olarak ön yargılarımızı bir kenara bırakıp savunma sporlarının yetiştirdiği saygılı, sorumluluk sahibi ve özgüvenli nesillere odaklanmamız gerekiyor.
Unutulmamalıdır ki gerçek güç, vurabilmekte değil; gerektiğinde vurmayı tercih etmemektedir.
