Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Ören Mahallesi’nde yer alan Anemurium Antik Kenti, tarihi yapıları ve arkeolojik zenginlikleriyle öne çıkıyor. Anamur ilçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan kent, Antik Çağ’da Dağlık Kilikya Bölgesi’nin batısındaki önemli liman yerleşimlerinden biri olarak biliniyor. Doğu Akdeniz deniz ticaret yolu üzerinde stratejik bir konuma sahip olan Anemurium, Anadolu’nun iç kesimlerindeki yerleşimlerin denize ulaşımında da önemli bir rol oynadı. Özellikle Roma İmparatorluk ve Bizans dönemlerinde gelişen kent, Anamur Ovası’nın pazar ve idari merkezi olmasının yanı sıra Kıbrıs’a yakınlığı sayesinde önemli bir ticaret noktası haline geldi.
ANTİK KENTTE TARİHİN İZLERİ BİR ARADA
Anemurium’da günümüze ulaşan kalıntılar, kentin geçmişteki mimari zenginliğini gözler önüne seriyor. Güneyde denize doğru uzanan yüksek burun üzerindeki Akropol ile kuzeyde sahile yakın düzlükte yer alan Aşağı Şehir, antik kentin iki önemli bölümünü oluşturuyor. Kentte odeon, tiyatro, bazilikalar, kiliseler, hamamlar, palaestra, su kemerleri ve sur duvarları gibi çok sayıda yapı bulunuyor. Özellikle çatısına kadar ayakta kalabilen yapılar, antik dönemin mimari özelliklerini günümüzde de inceleme imkânı sunuyor.
AKROPOLDE HELLENİSTİK DÖNEMİN İZLERİ
Antik kentin güney ucunda, denize hâkim bir noktada bulunan Akropol, yaklaşık 73 bin metrekarelik alanı kapsıyor. Kuzey ve doğu kesimleri sur duvarları ve kulelerle çevrili olan bölgede, Orta Çağ’da onarım gören surların yanı sıra Hellenistik Dönem’e tarihlendirilen duvar kalıntıları da bulunuyor. Söz konusu kalıntılar, Anemurium’un yerleşim tarihinin bilinen dönemlerden daha eskiye uzanabileceğine işaret etmesi bakımından önem taşıyor. Akropolde ayrıca sarnıç, hamam ve kilise gibi yapılara ait olduğu düşünülen kalıntılar yer alıyor.
350 MEZARLIK DEV NEKROPOL
Kentin batısındaki dağ yamaçlarına yayılan Anemurium Nekropolü, yaklaşık 101 bin metrekarelik alanıyla Kilikya Bölgesi’nin en büyük ve en zengin mezarlık alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Nekropolde, milattan sonra 1’inci ve 4’üncü yüzyıllar arasında inşa edildiği belirtilen yaklaşık 350 mezar bulunuyor. Beşik tonozlu, kubbeli, kesik koni tipli ve anıt mezar özellikleri taşıyan farklı mimari örnekler, dönemin mezar gelenekleri hakkında önemli bilgiler sunuyor. Mezarlık alanının özellikle milattan sonra 2’nci ve 3’üncü yüzyıllarda kuzeye doğru genişlemesi, kentin bu dönemde artan nüfusu ve ekonomik gelişimiyle ilişkilendiriliyor.
ODEON VE TİYATRO DÖNEMİN SOSYAL YAŞAMINI ANLATIYOR
Anemurium’un dikkat çeken yapılarından odeon, Anadolu’daki en sağlam örneklerden biri olarak gösteriliyor. Yaklaşık 31 metreye 21 metre ölçülerindeki iki katlı yapının, 925 ila 1130 kişiyi ağırlayabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor. Gösterilerin düzenlendiği bir mekân olmasının yanı sıra kent meclisi binası olarak da kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. Yapının orkestra bölümünde ve tonozlu galerisinde geometrik desenli mavi-beyaz taban mozaikleri bulunuyor. Milattan sonra 2’nci yüzyılda veya 3’üncü yüzyılın başlarında inşa edildiği düşünülen odeon, kentin sosyal ve kamusal yaşamına ilişkin önemli ipuçları veriyor. Yaklaşık 60 metre çapındaki antik tiyatro ise yamacın eğiminden yararlanılarak inşa edildi. Denize doğru bakan yapının bazı duvarları günümüzde 10 metreye ulaşan yükseklikleriyle ayakta kalmayı sürdürüyor. Tiyatronun, kentin ekonomik açıdan geliştiği milattan sonra 3’üncü yüzyılda inşa edilmiş olabileceği düşünülüyor.

HAMAMLAR VE MOZAİKLER DİKKAT ÇEKİYOR
KİLİSELERDE BİZANS DÖNEMİNİN İZLERİ
Anemurium, Roma döneminin yanı sıra Bizans dönemindeki dini mimarisiyle de önem taşıyor. Kentte Nekropol Kilisesi, Merkez Kilisesi, Hazine Kilisesi ve Kutsal Aposteles Kilisesi gibi farklı mimari özelliklere sahip yapılar bulunuyor. Üç nefli bazilikal planlarıyla dikkat çeken kiliselerin zeminlerinde geometrik desenli mozaikler yer alıyor. Nekropol Kilisesi’nde bağış yapan kişilerin isimlerini içeren yazıtların yanı sıra palmiye ağacının iki yanında bir leopar ve oğlak figürünün tasvir edildiği mozaik de öne çıkıyor. Günümüzde Anamur Müzesi’nde sergilenen bu mozaiğin, “Barış Krallığı” ile ilişkilendirildiği ifade ediliyor. Hazine Kilisesi’nde gerçekleştirilen kazılarda ise insan iskeletlerinin yanı sıra altın küpeler, altın plakalar ve haç motifli süs eşyalarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 35 değerli obje ortaya çıkarıldı. Bu buluntular, yapının bir dönem kutsal emanetlerin saklandığı bir yer olarak kullanılmış olabileceği düşüncesini güçlendirdi.
DOĞU AKDENİZ’İN TİCARET GEÇMİŞİNE IŞIK TUTUYOR
Anemurium Antik Kenti, liman yerleşimi olarak üstlendiği rol, gelişmiş kamusal yapıları, geniş nekropol alanı ve dini mimarisiyle Doğu Akdeniz’in geçmişine ışık tutuyor. Farklı dönemlere ait mimari kalıntıların bir arada görülebildiği kent, Anamur’un tarihsel ve kültürel mirasının en önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor. (Haber Merkezi)
