Mersin Çevre Platformu ile Bolkarlar Halk İnisiyatifi tarafından Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy’de boksit madeni projesinin çevresel etkilerinin ele alındığı panel düzenlendi.
Arslanköy’de bir kahvehanede gerçekleştirilen panelde Mersin Çevre Platformu Sözcüsü Sabahat Aslan, Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş ve Makine Mühendisi Serdar Erkan sunum yaptı. Panelde boksit madenciliğinin su kaynakları, ormanlar, meralar, tarım, turizm, halk sağlığı ve bölgedeki yaşam kalitesi üzerindeki olası etkileri ele alındı.
PROJE ALANI 23,77 HEKTARDAN 510,66 HEKTARA ÇIKACAK
Mersin Çevre Platformu Sözcüsü Sabahat Aslan, Berus Maden İşletmeleri A.Ş. tarafından planlanan “IV. Grup Maden (Boksit) Ocağı Kapasite Artışı ve Kırma-Eleme Tesisi” projesinin Karaman’ın Ayrancı ilçesine bağlı Çat Mahallesi ile Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy Mahallesi mevkisinde planlandığını belirtti.
Projenin en dikkat çekici noktalarından birinin ÇED alanındaki büyüme olduğunu vurgulayan Aslan, mevcut 23,77 hektarlık ÇED alanının 510,66 hektara çıkarılmasının planlandığını ve bunun yaklaşık 21 katlık bir büyümeye karşılık geldiğini söyledi.
ÇED alanı içerisinde yer alacak ocaklarda yılda toplam 1 milyon ton cevher ve pasa üretiminin planlandığını belirten Aslan, bunun 200 bin tonunun boksit cevheri, 800 bin tonunun ise pasa olmasının öngörüldüğünü kaydetti. Proje kapsamında ayrıca kırma-eleme tesisi kurulmasının planlandığını ifade etti.

“ORMANLARIMIZI, MERALARIMIZI VE SU KAYNAKLARIMIZI İLGİLENDİRİYOR”
Projenin gerçekleşeceği alanın niteliğine dikkat çeken Aslan, proje alanının Çevre Düzeni Planı’nda “Orman Alanı”, “Mera Alanı” ve “Ekolojik Niteliği Korunacak Alan” olarak tanımlanan bölgeler içerisinde kaldığını söyledi.
Aslan, “Söz konusu proje yalnızca bir maden işletmesi değildir. Aynı zamanda ormanlarımızı, meralarımızı, su kaynaklarımızı ve ekolojik dengemizi doğrudan ilgilendiren büyük ölçekli bir müdahaledir” ifadelerini kullandı.
ÜÇ GÜNDE İKİ KEZ PATLATMA PLANLANIYOR
Projenin işletme aşamasında üç günde iki kez patlatma yapılmasının planlandığını aktaran Aslan, yoğun patlatma faaliyetlerinin kayaç yapısı, yer altı ve yüzey suları, toprak, bitki örtüsü ve yaban hayatı üzerindeki etkilerinin ciddi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Patlatmalar sırasında ortaya çıkacak toz, titreşim ve gürültünün yalnızca maden sahasını değil, çevrede yaşayan insanları ve doğal yaşamı da etkileyebileceğine işaret eden Aslan, yılda 1 milyon tonluk malzemenin çıkarılması, işlenmesi, depolanması ve taşınması sırasında önemli miktarda toz ve emisyon oluşma riski bulunduğunu belirtti.
“BOKSİT UĞRUNA GELECEĞİMİZİ FEDA ETMEK İSTEMİYORUZ”
Doğu Akdeniz’in iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerini giderek daha fazla yaşadığına dikkat çeken Aslan, su kaynaklarını besleyen ormanların ve doğal alanların korunmasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi.
Aslan, “Doğanın taşıma kapasitesini aşan, ormanları ve doğal yaşam alanlarını tahrip eden, su kaynaklarını riske atan bir madencilik anlayışını kabul etmiyoruz. Boksit uğruna ormanlarımızı, suyumuzu, toprağımızı ve geleceğimizi feda etmek istemiyoruz” dedi.

“ARSLANKÖY SADECE ARSLANKÖY’ÜN SORUNU DEĞİL”
Panelde konuşan Prof. Dr. Erkan Aktaş ise boksit madenciliğinin yalnızca maden sahasıyla sınırlı bir ekonomik faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Aktaş, projenin su, tarım, orman, turizm, halk sağlığı, ulaşım ve bölge halkının yaşam kalitesi üzerindeki uzun vadeli etkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Arslanköy’ün yüksek kesimde ve su havzalarının önemli noktalarından birinde bulunduğuna dikkat çeken Aktaş, maden sahasında meydana gelebilecek toprak ve kaya parçalanması, yüzeysel akış, sediment taşınımı veya kirleticilerin suya karışması gibi etkilerin yalnızca maden sahasında kalmayabileceğini söyledi.
Aktaş, bu nedenle Arslanköy’deki boksit madenciliğinin yalnızca Arslanköy’ün yerel bir sorunu olmadığını, su havzaları ve ekolojik bağlantılar nedeniyle Mersin’in ortak çevre, su, tarım ve yaşam alanları sorunu olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
MADENİN TARIM VE TURİZME MALİYETİ DE HESAPLANMALI
Toroslar’ın Türkiye’nin önemli tarım ve turizm alanlarından biri olduğunu belirten Aktaş, bölgenin yayla ve doğa turizmi açısından da önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Maden ocakları, ağır taşıt trafiği, toz, gürültü, yol yapımı ve doğal alanların parçalanmasının bölgenin turizm potansiyelini olumsuz etkileyebileceğini belirten Aktaş, kısa vadeli madencilik geliri ile gelecek yıllarda elde edilebilecek sürdürülebilir tarım ve turizm gelirlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bir maden projesinin maliyetinin yalnızca yatırım ve işletme giderlerinden oluşmadığını vurgulayan Aktaş; tarımsal üretim kayıpları, turizm gelirlerindeki olası azalma, su kaynaklarının zarar görmesi, doğal alanların kaybı, orman ekosistemlerinin tahribi, ulaşım altyapısındaki yıpranma, sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki etkiler ile ekosistem hizmetlerinin kaybının da hesaba katılması gerektiğini ifade etti.
ÇED RAPORLARI 2050–2100 YILLARINI DA HESABA KATMALI
Aktaş, küresel iklim değişikliği nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskının artacağına işaret ederek madencilik projelerinin yalnızca bugünün koşullarına göre değil, 2050–2100 perspektifiyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını belirten Aktaş, iklim değişikliği ve nüfus artışıyla birlikte kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının daha da azalabileceğine dikkat çekti.
Aktaş, ÇED raporlarında “Bu proje 2050 yılında su kaynaklarını nasıl etkileyecek?”, “2075 yılında etkisi ne olacak?” ve “2100 yılında bölgenin su, tarım ve ekosistem kapasitesi ne durumda olacak?” sorularının da yanıtlanması gerektiğini vurguladı.
SERDAR ERKAN: SU HAVZALARI KORUNMALI
Makine Mühendisi Serdar Erkan da boksit madeni projesinin planlandığı bölgenin Toroslar’da bulunan, ekolojik açıdan önemli ve korunması gereken bir su havzası olduğunu belirtti.
Söz konusu su havzasının Mersin’in su kaynaklarını beslediğine dikkat çeken Erkan, proje kapsamında yapılacak orman kesimleri ve doğal alan tahribatının su havzasının ekolojik dengesine ve su kaynaklarına ciddi zarar verebileceğini ifade etti.
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkisiyle Doğu Akdeniz’de kuraklığın giderek arttığını ve su kaynaklarının azaldığını belirten Erkan, böyle bir dönemde su havzalarının korunmasının yaşamsal önem taşıdığını söyledi.
Erkan ayrıca maden faaliyetleri nedeniyle bölgede yoğunlaşacak taşıma faaliyetlerinin trafik kazası riskini artıracağını, toz ve egzoz kaynaklı hava kirliliğini büyüteceğini ve bölge halkının yaşam çevresini olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi.
Su havzalarının, ormanların ve doğal yaşam alanlarının korunması gerektiğini vurgulayan Erkan, boksit madeni projesine karşı bölge halkıyla birlikte mücadele edeceklerini ve doğal varlıkların madencilik faaliyetleri uğruna feda edilmemesi gerektiğini ifade etti.
“TOROSLARIN SORUNU, MERSİN’İN SORUNUDUR”
Panelde, Arslanköy’deki boksit madeni tartışmasının yalnızca bir maden projesinden ibaret olmadığı; su hakkı, tarım, temiz çevre, ormanların korunması, doğa turizmi, halk sağlığı ve gelecek kuşakların yaşam hakkını doğrudan ilgilendirdiği vurgulandı.
Arslanköy’ün su havzalarındaki konumu nedeniyle burada alınacak kararların etkilerinin bölge sınırlarını aşabileceğine dikkat çekilerek, “Arslanköy’ün sorunu Torosların sorunudur. Torosların sorunu Mersin’in sorunudur” mesajı verildi.
